İçeriğe geç

İnternetler nasıl oluşur ?

İnternetler Nasıl Oluşur? Bir Gece Kayseri’de Bunu Gerçekten Düşündüm

Mofa olarak her zaman olduğu gibi, bu kez “İnternetler nasıl oluşur” konusunda sizin yanınızdayız.

Kayseri’de gece başka oluyor. Özellikle kışın. Hava erkenden kararıyor, sokak lambalarının altında ince bir sessizlik birikiyor. İnsan yürürken ayakkabısının çıkardığı sesi bile fazla duyuyor. O sessizlik bazen huzur veriyor, bazen de insanın içindeki bütün düşünceleri ortaya çıkarıyor.

Ben genelde böyle gecelerde yürürüm. Kulaklığımı takarım ama çoğu zaman müzik bile açmam. Çünkü bazı geceler insan kendi kafasının içindeki sesi susturamıyor.

O gece de öyleydi.

Telefonumun şarjı yüzde üçtü. Eve dönmek istemiyordum. Nedensiz bir kırgınlık vardı içimde. Hani biri size kötü bir şey yapmaz ama yine de içiniz sıkılır ya… öyle.

Cumhuriyet Meydanı’ndan aşağı doğru yürürken telefon ekranına baktım. İnternet çekmiyordu.

Bir anda bomboş hissettim.

Garip değil mi?

Sanki dünya ile bağım kopmuş gibi oldu. Mesaj yok. Bildirim yok. Kimseye ulaşamıyorum. Kimse bana ulaşamıyor.

Tam o sırada aklımdan şu geçti:

“İnternetler nasıl oluşur acaba?”

Bunu teknik anlamda düşünmedim önce. Gerçekten his olarak düşündüm. İnsanları birbirine bağlayan görünmez şeyler nasıl oluşuyordu?

Bir Mesajın İçinde Saklanan Şeyler

Eve geldiğimde odam buz gibiydi. Kayseri ayazı pencerenin kenarından içeri sızıyordu. Kalorifer yanıyordu ama yetmiyordu. Ben zaten biraz iç üşümesi yaşayan biriyim.

Masamın üstünde günlük duruyordu. Kapağı eskimişti. Kenarlarına kahve dökülmüş sayfalar vardı.

Yazmaya başladım:

“Bugün internet kesildiğinde kendimi yalnız hissettim.”

Cümleyi yazınca uzun süre baktım.

Çünkü mesele gerçekten internet değildi galiba.

Bir süredir bazı insanlarla aramdaki bağın da koptuğunu hissediyordum. Eskiden sabaha kadar konuştuğum insanlar vardı. Şimdi isimlerini görünce bile yabancı gibi hissediyordum.

Bir arkadaşım vardı mesela. Üniversiteden. Geceleri bana saçma videolar atardı.

“Baksana bu kedi senden daha sosyal.”

Ben de gülerdim.

Sonra hayat oldu işte. Herkes dağıldı. Kimse kavga etmedi ama herkes yavaşça birbirinin hayatından çıktı.

İnternetler nasıl oluşur diye düşünürken aslında insan ilişkilerini düşünüyordum.

Çünkü internet dediğimiz şey de bağ değil mi?

Bir yerden bir yere ulaşmak.

Bir sinyal göndermek.

Birinin “buradayım” demesi.

Babamın Sessizliği ve Modem Işıkları

Babam teknolojiyi çok anlamaz ama modeme garip bir saygısı vardır. İnternet gidince hemen modemin yanına gider.

Işıklara bakar.

Bekler.

Sanki modem birazdan hayatın anlamını söyleyecek.

Geçen ay yine internet kesilmişti. Salondan sesi geldi:

— “Oğlum yine gitmiş bu.”

Yanına gittim. Modemin ışıkları yanıp sönüyordu.

Babam bir süre sustu sonra şunu dedi:

— “Eskiden insanlar birbirine daha çok gider gelirdi.”

Ne alaka diye düşündüm önce.

Sonra devam etti:

— “Şimdi herkes birbirine telefonun içinden ulaşıyor.”

Babam çok konuşan biri değildir. O yüzden böyle cümleler kurunca insanın içine oturuyor.

Gerçekten de artık çoğu şeyi ekranlardan yaşıyoruz.

Doğum günü kutlamaları.

Özürler.

Ayrılıklar.

Barışmalar.

Birinin “iyi misin?” yazması bile bazen gerçek hayatta sarılmaktan daha etkili geliyor.

Bu biraz güzel.

Biraz da korkutucu.

İnternetler Nasıl Oluşur ve İnsan Neden Buna Duygulanır?

Bence internetler kablolardan önce özlemden oluşuyor.

Birine ulaşma isteğinden.

Duyulma ihtiyacından.

Ben bunu geçen sene çok net hissettim.

Kötü bir dönem geçiriyordum. Kimseye anlatamıyordum. İçimde sürekli ağırlık vardı. Gündüz normal davranıyordum ama gece olunca her şey büyüyordu.

Bir gece telefonuma mesaj geldi.

Sadece şöyle yazıyordu:

“Uyumadın yine değil mi?”

O mesajı görünce boğazım düğümlendi.

Çünkü biri anlamıştı.

Bazen insanı hayatta tutan şey çok büyük olaylar olmuyor. Küçük bağlantılar oluyor.

İnternetler nasıl oluşur sorusunun cevabı belki de burada saklı.

Bir insanın başka bir insana ulaşmaya çalışmasında.

Kayseri’de Gece Yürürken İnsan Fazla Düşünüyor

Bazen Talas tarafında uzun yürüyüşler yapıyorum. Özellikle hava soğukken. Elleri cebime sokup hızlı hızlı yürümeyi seviyorum.

O sırada aklıma hep geçmiş geliyor.

Bir zamanlar sürekli konuştuğum insanlar.

Yarım kalan hevesler.

Atılmamış mesajlar.

Telefonu çıkarıp eski konuşmalara bakıyorum bazen. Yapmamalıyım biliyorum ama insan bazı acıları özellikle kaşıyor.

Bir konuşmanın ortasında şu mesajı gördüm geçen gün:

“Seninle konuşmak iyi geliyor.”

Uzun süre ekrana baktım.

Çünkü artık konuşmuyoruz.

İnsan bazı şeylerin nasıl bittiğini anlayamıyor. Kavga yok. Büyük olay yok. Sadece zaman geçiyor ve bağlantı zayıflıyor.

Tıpkı internet gibi.

Önce yavaşlıyor.

Sonra kopuyor.

En Çok da “Çevrim Dışı” Olmak Yoruyor

Okumaya Değer: İnternetine kimler bağlı ?

Bir ara telefonumu kapatıp herkesten uzaklaşmaya çalıştım.

“Biraz kafa dinleyeyim” dedim.

Ama insan tamamen sessiz kalınca kendi düşüncelerinin içinde yankılanıyor.

Ben bunu fark ettim.

Bazen internet insanı yormuyor aslında. İnsan kendi yalnızlığından kaçmak için internete sığınıyor.

Gece üçte video izlemekten değil mesele.

Birilerinin hâlâ orada olduğunu hissetmekten.

Bir yerde ışık yandığını görmekten.

Annemin Bana Söylediği Şey

Bir akşam mutfakta oturuyorduk. Çay vardı. Televizyon açıktı ama kimse izlemiyordu.

Annem bana baktı:

— “Sen son zamanlarda çok dalıyorsun.”

Gülümsedim.

— “Yok ya.”

Anneler bu cevaba asla inanmaz zaten.

Bir süre sonra şunu söyledi:

— “İnsan içine atınca uzaklaşıyor.”

Bu cümle günlerce kafamda döndü.

Çünkü gerçekten uzaklaşıyordum. İnsanlardan. Kendimden. Hislerimden.

Ama sonra fark ettim ki tamamen kopmak istemiyordum. Sadece anlaşılmak istiyordum.

Sanırım herkes biraz bunu istiyor.

İnternetler Belki de İnsanların Birbirine Attığı Görünmez İpler

Teknik açıklamalar var tabii. Uydular, kablolar, sunucular falan.

Ama bana göre internetler biraz da insanların birbirine attığı görünmez iplerden oluşuyor.

Bir mesaj.

Bir fotoğraf.

Bir ses kaydı.

Bir “eve vardın mı?”

İnsan bazen en çok buna tutunuyor.

Ben günlük yazmayı bu yüzden seviyorum galiba. İçimdeki şeyleri bir yere bırakınca hafifliyorum.

Belki biri hiç okumayacak.

Belki yıllar sonra ben okuyacağım.

Ama yine de yazıyorum.

Çünkü bağlantı kurmak istiyorum.

Bir Gece Gelen Bildirim

O gece uyuyamıyordum. Telefonu yatağın yanına bırakmıştım.

Saat 02.41’de ekran yandı.

Uzun zamandır konuşmadığım biri yazmıştı.

“Geçen aklıma geldin. İyi misin?”

Bu kadar.

Kısacık bir mesaj.

Ama o an hissettiğim şeyi tarif etmek zor.

İnsan bazen unutulduğunu düşünüyor. Sonra küçücük bir mesaj geliyor ve içindeki bütün karanlık birkaç dakikalığına dağılıyor.

Cevap yazmadan önce uzun süre düşündüm.

Sonra sadece şunu yazdım:

“İyiyim galiba. Sen?”

Belki de internetler böyle oluşuyordu işte.

Bir insanın başka bir insana yeniden ulaşmaya çalışmasıyla.

Bazı Bağlantılar Kopsa da İz Bırakıyor

Hayatım boyunca çok insan geçti. Bazıları uzun kaldı, bazıları kısa.

Ama hepsi bir iz bıraktı.

Şimdi dönüp bakınca şunu görüyorum:

İnsan aslında konuştuğu kişiler kadar oluyor biraz.

Kimin seni dinlediği önemli.

Kimin “anlat” dediği önemli.

Kimin sustuğunda bile yanında kaldığı önemli.

İnternetler nasıl oluşur sorusunu bugün biri bana sorsa teknik cevap veremem galiba.

Ben yine duygusal bir yere giderim.

Derim ki:

“İnsan biriyle bağ kurmak isteyince oluşuyor.”

Çünkü dünyanın en hızlı interneti bile bazen bir insanın içindeki yalnızlığa yetişemiyor.

Ama doğru anda gelen küçücük bir mesaj yetişebiliyor.

Ve galiba hepimiz biraz bunun için çevrim içi kalıyoruz.

Mofa ekibi olarak “İnternetler nasıl oluşur” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasinogir.net